Tarihler 26 Nisan 1986’yı gösterdiğinde Sovyetler Birliği’ne bağlı olan Çernobil kentinde nükleer santral patlaması meydana geldi. İnsan eliyle ortaya çıkan en büyük felaketlerden biri olarak anılan bu patlama, insan ve çevre başta olmak üzere tüm dünyada etkili olarak korkunç bir dönemin yaşanmasına sebebiyet vermiştir. Çernobil faciasında nükleer felaket detayları, sürecin daha iyi anlaşılmasına ve fark edilmesine yol açacaktır.

Çernobil Nükleer Santrali

Nükleer santralin inşasına 1970 yılında başlanmış ve santralde çalışan kişiler ve aileleri için yaklaşık üç kilometre uzakta Pripyat şehri kurulmuştur. Santral ilk üretimini 1977 yılında tek reaktör ile gerçekleştirmiştir. Daha sonra üç reaktörün daha tamamlanması ile yıllık enerji üretimi 29 milyar kilowatt saate ulaşmıştır.

Patlama yaşanmamış olsa idi Çernobil Nükleer Santrali için düşünülen projede her biri 100 MW gücünde 12 adet reaktör bulunmaktaydı. Bu reaktörlerin aynı anda üretim gerçekleştirmesi Çernobil’i dünyanın en büyük nükleer enerji santraline dönüştürecekti. Patlamanın yaşandığı dönemde dört reaktör ile üretim gerçekleştirmekteydi. Patlayan reaktör ise santralde 3 senedir faaliyetteydi.

Çernobil Faciası Nedir?

Çernobil Nükleer Santrali’nin dördüncü reaktöründe yaşanan arızanın patlama ile sonuçlanmasıyla birlikte çevreye büyük miktarda radyasyon yayılmıştır. Öyle ki bu radyasyonun büyüklüğü 1945 yılında Hiroşima’ya atılan atom bombasının oluşturduğu radyasyonun 50 katına eşittir. İnsan eliyle oluşan en büyük felaketlerden biri olarak tarihe geçen Çernobil Faciası, komşu ülkeler başta olmak üzere dünya genelindeki çevresel değişimlere sebep olmuştur.

Nükleer Felaketin Detayları

Çernobil Nükleer Santrali’nde gerçekleşen patlamanın ardından radyoaktif madde yüklü bulutlar komşu ülkelere doğru hareket ederek radyasyonu taşımıştır. Bu süreçten etkilenen başlıca ülkelerden bir tanesi de Türkiye’dedir.

Patlamanın yaşandığı bölge ile Türkiye’nin yakınlığına ek olarak deniz yoluyla bağlantının da olması radyasyon etkilerinin artmasına sebep olmuştur. Bulutlar yoluyla taşınan radyasyon, yağış ve hava olarak ülke sınırları içerisine giriş yaparak insanların, toprağın ve mahsullerin etkilenmesine yol açmıştır. Bu dönem tüketilen toprak mahsullerinin çoğunda radyasyon seviyesinin artış gösterdiği görülmüştür.

Halk, bu olayın sebebiyet vereceği durumlar için önlem almayı tercih etmesine rağmen kendisini tamamen izole edememiştir. Radyasyon ile taşınan havayı solumuş, radyasyon bulaşan deniz mahsullerini tüketmiş, radyasyonlu tarım ürünlerine sofralarında yer vermiştir. Büyük gıda firmalarının satışlarının düşmesiyle birlikte satışları arttırmak amacıyla “radyasyon yoktur, yiyecekleri tüketebilirsiniz” kampanyaları yapılmıştır ancak bu kampanyalar gerçeği gizleyememiştir.

Çernobil Faciası, yaydığı radyasyon ile yaklaşık 200 bin kişinin doğrudan ya da dolaylı olarak ölümüne sebep olmuştur. Patlamanın ardından kanser vakaları artış göstermiş, yüz binlerce yeni doğan çocuk dünyaya sakat olarak gelmiştir. Kazanın yaşandığı dönemlerdeki hastalık ve ölümler bu sayılara dahil edilse de sürecin daha büyük boyutlarda olduğu düşünülmektedir. Radyasyonun etkileri ilk etapta kendini göstermese bile insan vücuduna verdiği zararı gelecek nesillere aktarabilmektedir. Bu da ilerleyen süreçte daha çok hastalıklı ve yapısı bozulmuş insanın dünyaya gelmesine neden olmaktadır.

Çernobil Faciasının Doğaya Etkileri

Çernobil faciası sonucunda nükleer santralden çıkan radyoaktif maddeler havaya, suya ve toprağa karışarak insan ve hayvanların kaçamayacağı şekilde çevrelenmesine sebebiyet vermiştir. Nükleer felaket detayları incelendiğinde insanlar kadar hayvanların da bu süreçten etkilendiği, hastalandığı ve değişime uğradığı gözlemlenmektedir.

Araştırmacılar, hayvanların bu süreçten etkilendiğini ancak yaşam sürmeye devam ettiklerini ifade etmektedir. Bölge içerisinde birçok kuş türü ve vahşi hayvan yaşamını devam ettirmektedir. Bölgenin terk edilmesiyle birlikte hayvanlar için daha cazip bir bölge oluştuğu vurgulanmaktadır.

Hayvanların bölgede yaşam sürmesine rağmen anomalilere rastlanma oranı artmıştır. Böcekler daha az yaşamaya başlamış, kemirgenlerde doğurganlık seviyesi düşmüş ve kuşlar arasında albino yaygınlaşmıştır. Hayvanlar üzerindeki değişimlere verilen örneklerden sadece birkaçıdır.

Facianın toprağa etkisi ise beklenen seviyenin üstündedir. Ukrayna ve Belarus sınırları içerisinde yer alan 1 milyon hektarlık toprakta radyoaktif kirlilik gözlemlenmektedir. Bu durumu engellemek için tedbirler alınmakta ve tüketilen yiyeceklere dikkat edilmektedir.

Çernobil’de Hayat Var Mı?

Patlamanın hemen sonrasında olaylar kontrol altına alınmış ve santral tahliye edilmiştir. Büyük ölçekte radyasyon yayılmış ve bu durumdan daha az etkilenmek için santralin çevresindeki 4 bin kilometrekarelik alan terk edilerek uzaklaştırılmıştır. Personellerin ve ailelerin yaşamını sürdürdüğü Pripyat kenti ise “Hayalet Şehir” olarak anılmaktadır.

Radyasyonun toprak ve hava olmak üzere bölgeyi tamamıyla etkisi altına aldığı düşünülmektedir. Radyoaktif kirliliğin yüksek seviyede olduğu bölgede yeni yapılaşmaya, yaşanmaya ve tarımsal faaliyetlere izin verilmiyor. Bu alanda vakit geçirecek kişilerin gerekli önlemleri almadan faaliyette bulunması kötü sonuçlara yol açacaktır.

Faciadan sonra büyük bir telaşla boşaltılan şehri çevreleyen 30 kilometrelik alanlarda polis noktaları bulunmaktadır. Faciayı yaşayan aileler geride bıraktıkları para ve eşyalarını geri almak için dönememiştir. Güvenlik önlemleri alınmadan bu bölgede vakit geçirilmesi yasak iken şehirde kalan evlerin ve dükkanların yağmalandığı bilinmektedir. Hırsızlar, radyasyondan kaçan ailelerin geride kalan tüm eşyalarının sahibi olmuştur.

Yetkililer santraldeki güvenlik sorunun çözüldüğünü ve diğer reaktörlerin çalışmalarına devam etmelerinde herhangi bir sakınca görmeyerek süreci devam ettirseler de santraldeki reaktörler 15 Aralık 2000 tarihinde kalıcı olarak kapatılmıştır. Radyasyon yayılımını engellemek ve bölgenin daha güvenli olmasını sağlamak amacıyla enkaz kalıntıları dev bir çelik ile kaplanmıştır.

Bölgenin “Hayalet” unvanından kurtularak tekrardan yaşanabilecek bir alan olması için çalışmalar sürdürülmektedir. Ancak net adımlar atılmadığı için bölge gizemini korumaya devam edecektir.

Çernobil Nükleer Santrali patlamasını anlatan “Chernobyl” dizisi, patlamanın daha anlaşılır ve fark edilir olmasını sağlamıştır. Diziden etkilenerek bölgeyi görmeye gelen kişi sayısı yaklaşık olarak 125 bin olarak açıklanmaktadır.

Çernobil Faciasının Sonuçları

  • Santraldeki patlama sonucu oluşan yangın 10’uncu günün sonunda kontrol altına alınabildi. Bu süre zarfında 380 milyon kuri (radyoaktif madde birimi) çevreye yayıldı.
  • Belarus, Rusya ve Ukrayna’nın da yer aldığı 200 bin kilometrekarelik bir alanda radyasyonun etkisi görüldü. Toprak, hava ve su etkilendi.
  • Patlama sonrasında yükselen radyasyonlu maddeler bulutlara karışarak komşu ülkeler başta olmak üzere birçok ülkeye taşındı.
  • Nükleer patlama sırasında santralde çalışan 31 kişi hayatını kaybetti ancak patlamanın etkileri bununla sınırlı değildi.
  • Edinilen verilere göre faciayı kontrol altına almak ve etkilerini azaltmak için görev yapan Sovyetler Birliği çalışanı sayısı 700 bin seviyesindedir. Bu kişilerden en az 70 bininin kalıcı olarak sakat kaldığı ifade edilmektedir.
  • Radyasyon milyonlarca insana etki göstermişti. Ukrayna, Belarus, Rusya ve Avrupa ülkelerinde toplam 8,4 milyon kişinin radyasyona maruz kaldığı açıklanmıştır.
  • Bölgedeki orman ve tarım alanları yok oldu. Bu alanlardaki hayvanlar da kurtulamadı. Kurtulan hayvanlarda ise radyasyonun etkileri görülmeye başlandı.
  • Türkiye halkı ise patlama sonucunda tükettiği tüm ürünlere karşı tedbir alarak bu etkiden daha az etkilenmeyi planlıyordu. Patlama sonrasında Doğu Karadeniz bölgesinde kanser vakalarının artış gösterdiği tespit edilince Türk Tabipler Birliği tarafından araştırma başlatılmıştır. Radyasyonun hava ve su yolu ile Doğu Karadeniz bölgesini etkilediği düşünülmektedir.