Canlılarda bilginin gelecek nesillere aktarılmasında DNA’nın önemi büyüktür. Nükleik asitlerin en önemli üyesi olan DNA üreyip yeni nesil oluşturan canlıların bilgilerini yeni nesile aktarmak için bir araçtır. Canlıların tüm bilgileri bu çift zincirli şekilde DNA üzerinde işlenmiştir. Bu nedenle DNA canlının diğer canlılara benzer veya farklı olmasının nedenidir. DNA, hücrenin canlıyı tanımlayan özelliklerini oluşturan kalıtsal birimdir. Gelişmiş (Ökaryot) hücrelerde çekirdek zarı içinde, daha basit yapılı (Prokaryot) hücrelerde ise sitoplazma içinde bulunur.

DNA KEŞİF SÜRECİ

İsviçreli Biyokimyacı Friedrich Miescher, 1869 yılında akyuvarda, balık spermi ve yumurtalarının çekirdeğinde nükleik asitlerin varlığını gözlemlemiştir.Daha sonra DNA’nın sadece hücre çekirdeğinde olmadığı mitokondri, kloroplast gibi organellerinde içinde bulunduğu keşfedilmiştir. Araştırmaların sonucunda elde edilen bulgularda, genetik bilgi taşıyıcısının DNA olduğu ispatlanmıştır. Bu süreçte, DNA, RNA, karbonhidrat, lipit ve protein molekülleri izole edilip ayrılmış bu maddelerden DNA’nın dönüşümden sorumlu madde olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra DNA üzerindeki yapının çift sarmal şeklinde ve adenin-timin, guanin-sitozin eşleşmesinin olması gerektiği belirtilmiştir. Azotlu bazların sarmalın iç kısmında, şeker ve fosfat gruplarının ise sarmalın dış kısmında yer aldığı DNA çift sarmal modelini tasarlayan Watson ve Crick’e 1962 yılında Nobel Ödülü verilmiştir.

DNA’NIN GELECEK NESİLLERE AKTARILMASI

Canlıların bütün kalıtsal özelliklerinin DNA molekülünde bulunur. Sağlıklı hücreler bölündüğü zaman kalıtsal özelliklerin hiçbir değişikliğe uğramadan yavru hücrelere eşit şekilde aktarılması gerekir. DNA’nın eşlenerek bir kopyasını oluşturmasına replikasyon adı verilir. Mitoz bölünmede yeni hücrelere ata bireyin DNA’sının aynısını alırken, Mayoz bölünmede ise DNA yeni hücrelere varyasyona(çeşitlilik) uğrayarak aktarılır. Mitoz bölünmede yeni hücreler ata canlılara kalıtsal olarak çok benzer olurken, Mayoz bölünmede ise yeni hücreler ata canlılardan farklılıklar gösterir.

GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ

İnsanların en büyük hayali, sağlıklı ve uzun bir ömür sürmektir. Genetik mühendisliği ve biyoteknoloji bu hayalleri gerçeğe çevirebilmek için bilimsel çalışmalar yapmaktadır. Canlıların kalıtsal özelliklerini değiştirerek onlara yeni işlevler kazandırılmasına yönelik çalışmalar yapan bilim dalına genetik mühendisliği denir. Bir canlıdan diğerine gen aktarılması gibi çalışmalar ile uğraşır. Biyoteknoloji ise, organizmaların ve bileşenlerinin faydalı ürünler elde etmek için kullanıldığı uygulamaların tümüdür. Biyoteknoloji sayesinde şeker hastalığı, kanser, AIDS gibi hastalıklara ve büyüme yetersizliği gibi problemlere çareler aranmakta, ayrıca bu sayede hasar görmüş sinir hücreleri onarılmaya ve bulaşıcı hastalıklara karşı koyacak özel proteinler üretilmeye çalışılmaktadır.