Fuat Sezgin, Türk eğitim camiası için önemli bir akademisyendir. İslam ve Müslümanlık ile alakalı birçok esere imza atan ünlü akademisyenin adını ve yaptıklarını anmak amacıyla 2019 yılı Prof. Dr. Fuat Sezgin yılı olarak kabul edilmiştir. Fuat Sezgin Kimdir? Adlı yazımızda, biyografisi, eserleri ve çalışmaları hakkında detaylı bilgiler sunularak aklınızdaki sorulara cevap olunmaktadır.

Fuat Sezgin’in Hayatı

Prof. Dr. Fuat Sezgin 24 Ekim 1924 tarihinde Bitlis’te dünyaya gelmiş ve üniversite hayatı için İstanbul’a ayak basmıştır. Üniversiteyi matematik alanında okuyup mühendis olma düşüncesi vardı ancak İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde Alman doğubilimci Hellmut Ritter’in seminerine katılarak tüm idealleri değişmiştir. Bu seminerden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Filolojisi bölümünde lisans eğitimine başladı.

Edebiyat fakültesindeki eğitimini tamamladıktan sonra Hellmut Ritter’in yönlendirmesiyle Arap Dili ve Edebiyatı üzerine doktorasını yaparak akademisyenlik için gerekli belgelere ulaşmıştır.

  • 1951 yılında hazırladığı doktora tezi “Buhari’nin Kaynakları” ismini taşımaktaydı.

İslam dünyası ve kültürü için önemli bir konumda yer alan Buhari üzerine çalışmalarını sürdüren Fuat Sezgin, sadece sözlü kaynaklara değil yazı kaynaklara da dayandığını ifade ederek büyük ilgi çekmiştir. Bu çalışmalar 1956 yılında “Buhari’nin Kaynakları Hakkında Araştırmalar” adı ile yayımlanmıştır.

1960 yılında askeri darbenin gerçekleşmesiyle birlikte üniversitelerden uzaklaştırılan 147 akademisyen arasında Fuat Sezgin’de yer almıştır ve bunun üzerine Frankfurt Üniversitesi’ne geçerek çalışmalarını devam ettirmiştir.

  • İkinci tezini 1965 yılında Frankfurt Üniversitesine sunan Fuat Sezgin’in araştırma konusu “Cabir İbn Hayyan” olmuştur. Bu tezi kendisine profesör unvanını kazandırmıştır.

İslamiyet ve Müslümanlık ile alakalı birçok eser için araştırmalarını sürdürmeye devam ederken Arap İslam Bilim Tarihi adlı eserin 18 cildini yazarak büyük bir başarıya imza atmıştır. Arapça, Latince, İbranice, Süryanice ve Almanca da dahil olmak üzere 20’yi aşkın dili iyi derece bilmesi, araştırmalarını geniş kapsamlı gerçekleştirmesine olanak sağlıyordu.

  • Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı 2010 yılında kurularak İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi’nin faaliyetlerini desteklemesi sağlandı.
  • Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Enstitüsü ise Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesinde kurularak 2013 yılında çalışmalarına başladı.
  • Yaptığı çalışmalar yurtiçinde ve yurtdışında büyük bir saygı ile karşılanıyordu. Birçok akademiden şeref üyelikleri, ödüller ve nişanlara layık görülmüştür.

Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Kayseri Erciyes Üniversitesi tarafından Fuat Sezgin’e fahri doktora unvanı layık görüldü. Yurtdışında ise birçok üstün hizmet madalyasının sahibi oldu.

Bilim ve teknoloji alanında yaptığı çalışmalardan daha çok İslam tarihi alanında yaptığı araştırmalarla tanınan akademisyen, 30 Haziran 2018 tarihinde tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmiştir. 94 yaşında hayata gözlerini yuman Fuat Sezgin’in, daima hatırlanmak için 2019 yılına eklenmiştir. 2019 yılı Prof. Dr. Fuat Sezgin yılı olarak anılmıştır.

Fuat Sezgin’in Hellmut Ritter Hakkındaki İfadeleri

“1943 yılında akrabalarımdan biri beni Edebiyat Fakültesi’ne götürdü. Hâlbuki ben mühendis olma sevdası peşindeydim. O zaman büyük bir Alman âlim vardı. Arapçayı çok iyi bilirdi. Bana ‘Seni onun seminerine götürmek istiyorum.’ dedi. Ben de ‘Gidelim’ dedim ve o büyük âlimin seminerine gittim. O gün o büyük âlim beni adeta büyüledi. Ben artık mühendis olmayı veya başka bir mesleğin peşinde koşmayı kafamdan çıkardım. O büyük âlimin talebesi olmayı düşünüyordum. Kayıt zamanı geçmişti ama gecikmeli de olsa dekana gittim. Bir şans eseri dekanın odasında bulunduğum sırada o büyük âlim de odaya girdi. İri yarı bir adamdı. Durdu. Dekanla konuşmamın bitmesini bekledi. Dekan ona ‘Oo..  Ritter Bey…’ dedi. ‘Sizin talebeniz olma başvurusunda bulunan bir insanla konuşuyorum.’ dedi. Hoca bana şöyle bir baktı, ‘Galiba bu benim dünkü seminerimdeydi.’ dedi. Onun seminerlerine sadece 3-4 kişi giderdi, zor bir adamdı. Seminerlerinden kaçardı talebeler. Çok zaman tek bir talebe olarak katıldığımı hatırlıyorum. Bana: ‘Gelin biraz konuşalım. Çok zor bir şeye talipsiniz. Arapça öğrenmelisiniz. Ben de zor bir hocayım. Benim talebelerim hep benden kaçar, biliyor musunuz?’ dedi. ‘Biliyorum, bana bunları anlattılar. Ben bunlara rağmen bu tehlikeye girmek istiyorum.’ dedim. Güldü ‘Peki’ dedi. Böylece onun talebesi oldum. İkinci hafta seminerine gittiğimde 3 dakika gecikmiştim cebinden altın saatini çıkardı ve bana göstererek; ‘3 dakika geciktiniz, bu bir daha tekerrür etmemelidir!’ dedi. Ben ona sadece, ‘Tamam’ demekle kalmadım hakikaten o günden itibaren bütün hayatımda randevularıma gecikmeme prensibine azami dikkat ettim.