Herkesin büyüklerinden dinlediği eski çağlara olağanüstü olaylar olmuştur. Efsanenin oluşumu tam olarak bu şekilde sözlü edebiyatın özelliklerini taşıyarak gerçekleşmektedir. İlk söyleyeni yani kaynağı belli olmamasına rağmen gelecek nesillere aktarılan kurmaca metinlerdir. Hangi Yazılar Efsane Niteliğindedir? Efsane Örnekleri adlı yazımızda, bir metinin efsane olarak nitelendirilmesi için gereken şartları ifade etmekte ve örnekler ile desteklemekteyiz.

Efsane Nedir? Özellikleri

Efsanelerin tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Gelecek nesillere sözlü edebiyatın özelliklerini taşıyarak iletilen efsanelerin ilk söyleneni belli değildir. Genellikle konular ve kişiler üzerine efsaneler dile getirilir. Yazılı metinler olmadığı için diğer nesillere aktarılırken değişikliklere uğramış olabilmektedir. Her anlatan kişi kendi yorumunu katarak anlatmakta ve efsane son halini almaktadır. Bir yazının efsane niteliği taşıması için gerçek dışı olayları kurmaca bir şekilde ifade etmesi gerekmektedir.

Efsaneler, bir varlığın meydana gelişini, doğa olaylarını veya olağanüstü değişiklikleri kendi hafızası ile yorumlayan kişiler tarafından oluşturularak söylenegelen ifadeler olmuştur. Olaylar süslenerek ve çeşitli olağanüstü betimlemeler kullanılarak aktarılmaktadır. Efsaneleri anlatan kadar dinleyen de inanmak istemektedir.

İnsanlar ilk çağlardan beri ifade edemedikleri olayları bu şekilde dile getirmişlerdir. Anlatılan olaylar akıl sınırlarını zorlasa da insanların metafiziğe olan ilgisi anlatılanlara inanılmasını sağlamaktadır. Anlatılan olay veya kişiler gerçek olsa da ifadeler abartılmış ve hayal gücü ile beslenmiştir. Bilinçli bir şekilde efsaneleştirme yapılıyor ise yapay efsane, doğal yollardan oluşmuş tarihi eskilere dayanıyor ise doğal efsane olarak nitelendirilir.

Efsanelerin Özellikleri;

  • Efsanelerin konusu genellikle bir kir olay, bir yer veya bir kişidir.
  • Sözlü edebiyatın bir ürünüdür. Halk arasında söylenenlerin şekillenmesi ile son halini almaktadır.
  • Anlatılanlar arasında gerçeklik payı olanlar vardır.
  • Gerçeğin hayal gücü ile yorumlamasıyla olağanüstü ifadeler ortaya çıkar.
  • Halk tarafından efsanelere inanılmasının sebebi inançlar ve dindir. İnsanlar bu konulara daima ilgi duyar.
  • Efsanenin ilk anlatıldığı özellikler ile son şeklinde değişiklikler vardır. Bunun sebebi efsaneyi anlatan veya yorumlayan her kişinin kendinden bir şeyler katmasıdır.
  • Tarihi eski çağlara dayandığı için bir totem ya da inanç üzerine kurulmaktadır.

Birkaç Efsane Örnekleri

Türk ve Dünya edebiyatında birçok efsane örnekleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları doğal söylemlerle oluşmuş bazıları ise bilinçli olarak ele alınmıştır. Efsane örneklerinden birkaçı;

  • Kız Kulesi Efsanesi

Türk halkı tarafının en çok bilgi sahibi olduğu efsanelerden bir tanesidir.

Anlatılanlara göre Bizans krallarından bir tanesinin güzeller güzeli bir kızı varmış. Kız hakkında atılan bir kehaneti rüyasında da gören kral, bu durum karşısında büyük üzüntüye kapılmış. Rüyasında kızının 18 yaşına bastığı gün bir yılan tarafından öldürüleceğini görmüştür. Kızını kurtarmak için geceleri gündüz yapan kral, sonunda kızını bu durumdan kurtaracak bir çözüm bulmuştur. Denizin orta yerinde bulunan adadaki kule restore edilerek prensese layık bir kale haline getirilmiş. Daha sonra kızını buraya götürerek güvende yaşamasını sağlamış.

Prenses 18 yaşına basana kadar tüm zamanını bu adada geçirmiş. Kral ise kızının güvenliğini sağladığı için mutluymuş. Prenses 18 yaşına bastığında bu önemli günü kutlamak için ziyafet verilmiş. Ziyafet sırasında hizmetçilerin getirdiği bir üzüm sepetinden çıkan yılan prensesi oracıkta öldürmüş.

  • Hekimhan Efsanesi

Hekimhan efsanesine göre, Köprülü Mehmet Paşa komutasındaki ordu Hekimhan bölgesine gelince dinlenmek için uygun bir bölge olduğunu düşünmüştür. Tertemiz suları ve yemyeşil ormanları dinlenmek için oldukça huzurluymuş. Askerlerin bir kısmı çevrede devriye gezerken diğer kısmı ormanlık alanlara çadır kurmaya başlamışlar. Gezintiye çıkan askerler günümüzde Hasan Ağa Çeşmesi olarak bilinen yere geldiklerinde dere içerisinde kırmızı bir şeyin aktığını görmüşler.

Durumdan şüphelenen ve merak eden askerler suyu takip ederken yaralı bir adamın kanın suya karıştığını fark etmişler. Askerler durumu Köprülü Mehmet Paşa’ya hemen haber vermişler. Paşa yanına hekimi de alarak direkt olarak yaralı adamın yanında soluğu almış. Adamı muayene eden hekim “Bir canı kalmış paşam, kurtulmaz” diye cevap vermiş. Mehmet Paşa ise “Ya adamın canını kurtaracaksın ya da senin kanını da bu derede akıtırım” demiş. Hekim yaralı adamı 3 gün içerisinde iyi eder ve ilk defa adamın ağzından bir şeyler duyabilmişler.

Yaralı adam da hekimmiş. İlaç yapmak için ormanı gezdiğini ve bitki topladığını ancak eşkıyalar tarafından yaralandığını söylemiş. Köprülü adamdan ve bölgeden o kadar etkilenmiş ki oraya bir han, bir hamam bir de cami yaptırmış. Etrafta dağınık olarak yaşayan insanları ise bu binalar etrafında yerleştirmiş. O günden sonra bu bölgede bir yerleşim yeri oluşmuş ve adı da Hekimhan olmuş.

  • Midas’ın Kulakları Efsanesi

Kral Midas, tarihin gizemli krallarından bir tanesidir. Frigya kralı olarak yaşam sürmüş ve efsaneleri dilden dile dolaşmıştır. Anlatılanlara göre;

Kır Tanrısı Pan ile Yunan Tanrısı Apollon arasında bir müzik yarışması düzenlenecekmiş ve hakem herkesin ortak kararıyla Kral Midas olmuş. Kral Midas yarışmadan sonra oyunu Pan’ın aleyhine kullanmış. Bunu duyan Apollon, Midas’ın güzel müzikten anlamadığını ve ona ancak eşek kulaklarının yakışacağını söylemiş ve kulaklarını eşek kulaklarına dönüştürmüştür.

Kral Midas bu durumdan utansa da halkın arasına çıkmak zorundadır. Gizlemeye çalışsa da halk tarafından görenler olmuş. Herkesin sakladığı bu olaya karşı dayanamayan Midas, bir kuyu bulmuş ve bu kuyuya her şeyi haykırmak istemiş.

Kral Midas’ın haykırışlarını kuyuya bırakmış, kuyu suya götürmüş, sular sazlara. Bu şekilde Midas’ın sırrını duymayan kalmamış. Halk kralı ile dalga geçmeye ve kulaklarına hakaret etmeye başlamış. Bu duruma daha fazla dayanamayan kral, kulaklarını kestirmeyi dahi düşünmüş ancak kestiği kulaklar tekrar büyümüş.

Kral, geriye kalan ömrünü tanrıya yalvararak geçirmiş. Ondan yardım dilemiş. Tanrı Midas’ı affetmiş ama onu öldürmüş. Midas’ın ölümü sessizce gerçekleşmiş.