İntikam duygusu ve intikam alma arzusu, insanlık tarihinin her aşamasında kendisine yer bulmuş ve sosyal ilişkileri etkilemiş önemli bir kavramdır. Tarihsel süreç içerisinde insanların kendini ifade edebildiği her alanda kendisine yer bulan intikam duygusu sürekli olarak sorgulanmış ve ortaya çıkış sebebi için araştırmalara konu olmuştur. İntikam duygusu ve intikam alma arzusu her insanda yer alsa da büyüklüğü ve hissettirdiği acı eşiği ile değişkenlik göstermektedir.

İntikam Duygusu Nedir?

İntikam duygusu, bir kişiye yapılmış olan yanlış, hak ihlali veya üzüntü veren davranışlar karşısında benliği içerisinde beslediği hislerdir. Kişi, çeşitli sebeplerden kaynaklı olarak küçük düşürüldüğünü, haksızlık edildiğini veya kötü muamele gördüğünü düşünerek intikam duygusunu büyütebilir ve her geçen an intikam alma arzusuyla bu duyguyu canlı tutabilir.

Evrimsel çalışmalarda da intikam duygusuna yer verilmiştir. Evrim psikologlarına göre kişilerin yapılan kötü muameleye karşı intikam adı verilen duyguyu beslemelerinin sebebi, karşı tarafa aynı tepkiyi gösterdiğinde bir daha bu durumun olmayacağına inanmasıdır. Diğer bir ifadeyle, haksızlığa uğrayan taraf eşitlik anlayışını yerine getirerek kaybettiği itibarı tekrar kazanmayı hedeflemektedir. Bu düşünce günümüz modern insanlarında da işlevini korumaktadır. İntikam duygusunu besleyen bireyler, intikam aldıkları takdirde kaybettikleri sıfatları tekrar aldıklarına inanmaktadırlar. Birçok ülkede kan davası adı verilen karşılıklı intikam süreci de bu konuya örnek olarak verilmektedir.

İntikam duygusu, intikam alma arzusunun karşılıklı olarak devam etmesiyle birlikte döngü halini almaktadır. İkili arasındaki intikam savaşları üstünlük sağlamak amacıyla her hamleye yeni bir hamle şeklinde ilerlemektedir. İntikam alan taraf adaleti sağlayarak kendisini tatmin ederken, karşı taraf yeni bir intikam duygusunu körüklemektedir. Karşılıklı adaletin sağlandığı düşünülse de düşmanlığın daha da artması kaçınılmaz olmaktadır.

İntikam Alma Arzusu Nasıl Oluşur?

İntikam alma arzusu, kişinin yaşadığı adaletsizlik karşısında adaleti tekrar temin etmek için benliği içerisindeki verdiği mücadeleyi ifade etmektedir. İntikam duygusunun kontrol edilemez boyutlara ulaşması onu bir arzu haline getirmektedir. Beynin ve vücudun intikam alma arzusu ile kontrolünü kaybetmesi, adaletin sağlanmadığını hissedene kadar son bulmamaktadır.

Yapılan araştırmalara göre intikam alma arzusu, kişinin sinir sisteminde etkili olmaktadır. Sinir sisteminin stresli bir sürece odaklanması sonucunda vücut gardı zayıflamaktadır. Sürecin uzaması sonucunda intikam alma arzusu vücut için zararlı bir duygu haline gelmektedir.

Kişilerin kendi içlerindeki hesaplaşmaları sonucunda adaletsizliğe uğradıkları düşünmeleri sonucunda intikam alma arzuları insan vücudu olarak doğal karşılansa da farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Karşılıklı adalet sağlama sürecinin son bulmaması iki tarafında amaçlarını değiştirmekte ve asıl olaydan uzaklaştırmaktadır.

Uzun süren intikam duygusunun sonrasında intikam alan kişilerin adaleti sağladığını ancak bencil bir davranış sergilediğini düşünerek pişmanlık duygusunu da yarattığı araştırmalar neticesinde belirtilmektedir. İntikam alma arzusunu hiçe sayarak bu duygulardan uzaklaşan kişiler kendilerini daha az bencil ve daha fazla mutlu hissetmektedir. Bu duyguları geride bırakan kişiler hayatlarındaki odak noktalarını değiştirmekte ve geleceği şekillendirmek amacıyla daha fazla performans sergilemektedir.