Ortaya koyduğu eserlerle Türk mimari tarihine adını altın harflerle kazıyan Mimar Sinan, Osmanlı Devleti dönemindeki çalışmalarıyla dehasını kanıtlamıştır. Bu dönemde yapılan eserlerdeki mimarlık çalışmaları, birçok ileri görüşlülüğü içerisinde barındırmış ve bir yapının çok daha ötesine taşımıştır. Mimar Sinan imzasını taşıyan eserler ülke sınırlarını aşarak dünyanın bir diğer ucundaki insanlara ilham kaynağı olmuştur. Mimar Sinan dehası Mimar Sinan biyografisi adlı yazımızda büyük usta hakkında bilinmesi gereken tüm detaylar yer almaktadır.

Mimar Sinan’ın Üstün Zekası

Ermeni ve Rum kökenli bir aileden dünyaya gelen Mimar Sinan, bu alandaki bilgisi ve kabiliyetini kanıtladıktan sonra Osmanlı Devleti’nin baş mimarı olarak görev yapmaya başlamıştır. Yaşadığı dönem boyunca devletin ihtiyaç duyduğu tüm yapıları büyük bir titizlik ve ustalıkla inşa etmeyi başardığı için her zaman saygıyla anılmaktadır.

Mimar Sinan’ın eserleri ülke sınırlarını ve daha sonrasında ise zamanını aşarak tüm insanlığa etki etmiştir. Mimarlık ve mühendislik alanında ileri görüşlülüğü, titizliği ve uzmanlığı onun bu yolda başarılı olmasını sağlamıştır. Günümüzde Türkiye başta olmak üzere Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü tüm topraklarda Mimar Sinan’ın eserleri bulunmaktadır.

Sinan, Baş Mimar unvanını almak için dehasını ispat etmesi gereken her an bunu gerçekleştirerek güven kazanmıştır. Karaboğdan seferi sırasında ordunun Prut nehrini geçebilmesi için köprü yapılması gerekliydi. Orduda görev yapan baş mimar, köprüyü yapmak için çeşitli yöntemlere başvurmuş ancak yeni köprünün güvenli bir şekilde yapılmasının 1 ay süreceğini ifade etmiştir. Bu sırada görüşlerini ifade eden Mimar Sinan, izin verilmesi halinde köprüyü 10 gün içerisinde inşa edebileceğini söyleyerek Sultan Süleyman’ın huzuruna çıkar. Nehrin bataklık olmasına karşı köprü ayaklarını kazık şeklinde çamura saplayarak sert zemine gelene kadar çakabileceklerini ve daha sonra iki uçtan gergin halatlar bağlayarak güvenliği sağlayabileceklerini göstermiştir. Suyun gücünü kesmek için ise köprü kurulacak alandaki nehir genişliğini arttırmanın çözümü sağlayacağını düşünmüştür. Sultan Süleyman, Mimar Sinan’ın fikirlerini dinledikten sonra ona sınırsız bir yetki vererek köprüyü inşa etmesini istemiştir. 10 günün sonunda, Osmanlı Devleti’nin askerleri köprüden karşıya güvenli bir şekilde geçmiştir. Mimar Sinan savaş sırasındaki bu başarısı ile Baş Mimar unvanına layık görülmüştür.

Ortaya çıkardığı eserleri tasarlarken Osmanlı Devleti mimarisinin yansıtmak ve eserlerin uzun yıllar boyunca hizmet etmesini sağlamak istiyordu. İnşaatı gerçekleştirirken zeminin yapısını, alt yapı sistemini, sesin her noktaya eşit yayılmasını, güneşin her noktayı aydınlatmasını hesaplarken diğer yandan mimari özelliklerin sağlam bir şekilde yansıtılmasını amaçlamıştır. Mimar Sinan’ın bütün eserlerinde bu detaylara rastlamak mümkündür.

Öldüğü gün mezar taşına “Geçti bu demde cihandan pir-i mi’maran Sinan” yazılan usta mimar, eserleriyle ve ince fikirleriyle ondan sonra gelecek mimarların yolunu aydınlatmıştır.

Mimar Sinan’ın Yaşamı

  • 1489 – Mimar Sinan (Joseph) Kayseri’nin Ağırnas köyünde dünyaya gelmiştir. Ailesi Rum ve Ermeni kökenlidir. Osmanlı Devleti’nin devşirme sistemiyle yetiştirilen Sinan, askeri eğitim alarak Yeniçeri Ocağı’nda yer almak istemiştir. Eğitimini tamamladığı yıllarda Ağırnaslı Sinan olarak anılmıştır.
  • 1512 – Yeniçeri Ocağı’nda yer alabilmek için Acemi Oğlanlar Ocağı’nda askeri eğitime başlamıştır. Askeri eğitimini okul eğitimi ile birleştirmek için Enderun Mektebi’ne de deva etmiştir.
  • Enderun Mektebi’ni başarı ile bitiren Sinan, Pargalı İbrahim Paşa’nın okulunda matematik ve marangozluk eğitimi alarak mimarlık alanına ilgi duymaya başlamıştır. Asıl adı Joseph iken bu okuldan sonra Sinan adını alarak görev almaya başlamıştır.
  • 1511 – 1522 yılları arasında Yeniçeri olarak görev yapan Sinan, Kanuni Sultan Süleyman’ın ordusu içerisinde yer alarak Belgrad Fethi ve Rodos seferlerinde bulunmuştur.
  • 1522 – 1526 Belgrad Fethindeki mücadelesi ile subaylığa yükselmiştir. Mohaç Meydan Muharebesi’nde Subay olarak görev yapmıştır. Buradaki başarısı ile yine rütbe alan Sinan terfi ettirilmiştir.
  • 1526 – 1535 yılları arasında Baş Teknisyen olarak Osmanlı Devleti ordusu içerisinde görev yapan Sinan 1529 Viyana, 1529 – 1532 Alman, 1532 – 1535 Irak, Bağdat ve Tebriz seferlerinde yer almıştır. Irak, Bağdat ve Tebriz seferleri sırasında Van Gölü’nün geçilmesi için ihtiyaç duyulan üç adet geminin yapımını başarı ile tamamlayan Sinan, terfi ettirilerek Haseki unvanına sahip olmuştur.
  • 1535 – 1538 yılları arasında 1537 Pulya, Korfu, 1538 Moldavya ve Karaboğdan seferlerinde yer almıştır. Karaboğdan seferi sırasında Prut nehri üzerine kurulması gereken köprüyü kısa sürede ve istenen sağlamlıkta inşa ederek büyük güven kazanmıştır. Sinan’ın bu başarısı Sultan Süleyman tarafından bizzat ödüllendirilerek Baş Mimar olmasını sağlamıştır.
  • 1538 – 1588 Baş Mimar olarak Osmanlı Devleti’nde görevini sürdüren Mimar Sinan, 1. Süleyman, 2. Selim ve 3. Murat olmak üzere üç padişahın döneminde de eserlerini ortaya koymuştur. Vefatına kadar Baş Mimar görevi Mimar Sinan’da kalmıştır. Bu dönemlerde imparatorluğun en iyi şekilde temsil edilmesi için istenen yapıları inşa etmiştir.
  • 1588 – Mimarlık görevini 50 sene boyunca layıkıyla yerine getiren Mimar Sinan, 17 Temmuz 1588 yılında hayata veda etmiştir. Onun yaptığı eserler ülke sınırlarını ve zamanını aşarak insanlık mirasına katkı sağlamıştır. Ölümü üzerinden yüzyıllar geçse de Mimar Sinan’ın eserleri kendisini korumaktadır.

Mimar Sinan’ın Bazı Eserleri

Mimar Sinan, 50 senelik mimarlık hayatı boyunca Osmanlı Devleti’ndeki birçok yapının inşa edilmesini sağlamıştır. Bu eserler devletin hüküm sürdüğü tüm topraklarda kültürel miras olarak diğer nesillere aktarılmıştır.

Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü topraklar içerisinde yapılan eserler camiler, medreseler, darülkurralar, hastaneler, türbeler, hamamlar, imaretler, su yolları kemerleri, köprüler kervansaraylar, saraylar ve mahzenler olarak kategorilere ayrılmaktadır. Mimar Sinan’ın bazı eserleri;

  • Süleymaniye Camii – İstanbul
  • Mihrimah Sultan Camii – Edirnekapı
  • Molla Çelebi Camii – Fındıklı
  • Defterdar Süleymân Çelebi Câmii (Üsküplü Çeşmesi yakınında)
  • Sultan Selim Câmii – Karapınar
  • Selimiye Camii – Edirne Merkez
  • Süleymaniye Külliyesi – İstanbul Fatih
  • Rüstem Paşa Medresesi – İstanbul Fatih
  • Haseki Sultan Medresesi
  • İskender Paşa Medresesi – Kanlıca
  • Sokollu Mehmet Paşa Darülkurrası – İstanbul Eyüp
    Sultan Süleyman – Süleymaniye Darülkurrası – İstanbul Fatih
  • Haseki Sultan Dârüşşifâsı (Haseki’de)
  • Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü (Drina Köprüsü)
  • Büyükçekmece Köprüsü
  • Rüstem Paşa Sarayı – Kadırga
  • Siyavuş Paşa Sarayı – Üsküdar