Monolog, sanat dünyası içerisinde adını birçok kez duyduğumuz terimlerdendir. Bir karakterin tek başına yaptığı konuşma ve duygunun seyirciye aktarımını ifade etmektedir. Karakterin monologları kesintiye uğramaz ve o an sadece ifadeleri ön plandadır. Sergilenen alan tiyatro, film veya dizi olarak değişkenlik gösterse de amaç her zaman aynıdır.

Monolog, komedi veya dram gibi ayrımlara uğramadan sanatın her alanında yer alabilmektedir. Uzun bir metni çalışılmış ya da doğaçlama şekilde tek başına ifade etmektedir. Buradaki iletişim bir karakter ve seyirci arasında gerçekleşmektedir. Sahne içerisinde birçok kişi yer alsa da kahramanın monolog konuşması diğer kişilere söz fırsatı vermez ve ilgi odağı kendisidir.

Kelimenin kökeni Yunancadır ve “monologos” olarak geçmektedir.

  • Monos (tek)
  • Logos (söz)
  • Monologos (tek başına konuşma)

Konuyu En İyi Şekilde Anlamak İçin Monolog Örnekleri

Tiyatro, film ve dizi gibi eserlerde karakterlerin tek başına yaptıkları uzun konuşmalar monolog olarak örnek verilmektedir. Karakterlerin bu ifadeleri belirli bir duyguyu ifade etmek ve daha iyi anlaşılmak için yapılmaktadır. Monolog örnekleri;

Kara Şövalye (2008) – Joker karakteri, yüzündeki yaraların sebebi anlatmaktadır.

Joker: “Gergin görünüyorsun. Yara izlerim yüzünden mi? Nasıl olduğunu bilmek ister misin? Gel buraya. Bana bak. Senin gibi güzel bir karım vardı. Bana fazlasıyla endişelendiğimi daha fazla gülmem gerektiğini söylerdi. Kumara meraklıydı ve her geçen gün biraz daha borca batıyordu. Bir gün yüzünü lime lime doğradılar. Ameliyat için paramız yoktu. Bunu kaldıramıyordu. Onu yeniden gülerken görmek istiyordum. Yara izlerinin bana hiçbir şey ifade etmediğini göstermek istiyordum. O yüzden ağzıma bir jilet soktum ve kendimi bu hale getirdim. Peki ne oldu dersin? Görünüşüme katlanamadı. Beni terk etti. Şimdi işe komik tarafından bakıyorum. Artık sürekli gülüyorum.”

Er Ryan’ı Kurtarmak (1998) – Yüzbaşı rütbesiyle görev yapan Miller, emrinde olan askerlere Er Ryan’ı kurtarma görevini anlatmaktadır.

  • Miller:“Mike! Hakkımda girdiğiniz iddiada şu ana kadar biriken para nedir? Ne kadar birikti? Ne kadar, 300 Dolar mı, 300 mü? Ben öğretmenim! Pennsylvania’nın Addley kasabasındaki bir okulda İngilizce kompozisyon dersi veriyorum. Son 11 yıldır Thomas Alva Edison Lisesi’ndeydim. İlkbaharda okulun beysbol takımının koçluğunu yapardım. Yaşadığım yerde, insanlara ne iş yaptığımı söylediğimde şunu düşünürlerdi: “Eh, belli oluyor!”. Ama burada, büyük büyük bir muamma oldu. Sanırım biraz değişmiş olmalıyım. Bazen merak ediyorum, bu kadar çok değiştiysem yanına döndüğümde, ki dönebilirsem, beni tanır mı acaba? Ve ona bugün gibi günleri nasıl anlatırım! Ryan’a gelince… Ryan hakkında hiçbir şey bilmiyorum, umurumda da değil. Adam benim için bir şey ifade etmiyor. Sadece bir isim! Ancak Ramelle’e gidip, onu bularak, sağ salim evine ulaştırmam bana karımın yanına dönmemi sağlayacaksa o zaman benim görevim budur! Bizi bırakıp, gidip savaşa katılmak mı istiyorsun? Peki! Git öyleyse, sana mâni olmam hatta evraklarını bile hazırlarım. Biliyorum, hissediyorum, öldürdüğüm her adam, beni evimden biraz daha uzaklaştırıyor.”

Cesur Yürek (1995) – William Wallace’ın uzun yıllar unutulmayacak olan özgürlük konuşması.

  • Wallace:“Karşımda bir tiranlığa karşı gelen bir ordu görüyorum. Buraya özgür insanlar olarak savaşmaya geldiniz ve özgürsünüz. Bu özgürlükle ne yapacaksınız? Savaşacak mısınız? Pekala. Savaşırsan ölebilirsin, kaçarsan ise yaşama ihtimalin var. En azından bir süreliğine. O günler geldiğinde hasta yatağınızda ölümü beklediğinizde, tek bir şans için, bu ana dönüp de savaşa katılıp düşmana ‘Canımızı alabilirsin ama özgürlüğümüzü asla!’ diye haykırmak istemez misin?”

Wall Street (1987) – Gekko karakterinin toplantı sırasında açgözlülük konusu üzerine yaptığı monolog örneği.

  • Gekko:“Ben şirketleri yok eden birisi değilim. Ben onları özgürleştiririm. Mesele şu ki, bayanlar ve baylar, açgözlülük –daha uygun bir kelime bulamıyorum- iyidir. Açgözlülük doğru bir şeydir. Açgözlülük işe yarar. Açgözlülük her şeyi açıklığa kavuşturur, kestirmeye götürür ve size devrimci ruhun özünü sunar. Açgözlülük, hem de her türlüsü, sevgi açgözlülüğü, hayata dair açgözlülük, bilgiye duyulan açgözlülük. İşte insanlığın ilerlemesini sağlayan şey budur. Söyleyeceklerimi iyi dinleyin, açgözlülük Teldar kağıtçılığı kurtarmakla kalmayıp Amerika denilen şirketi de ayağa kaldıracaktır. Çok teşekkür ederim.”

Yukarıda verilen monolog örnekleri film sahnelerinden alınmadır. Tiyatro monolog örnekleri için verilecek en güzel örneklerden bir tanesi ise Anton Çehov tarafından yazılan Martı oyununda geçmektedir.

  • NINA– Bastığım toprağı mı öpüyordunuz? Vurmanız, öldürmeniz gerekirdi beni! (Masaya doğru eğilir.) O kadar yorgunum ki… Biraz dinlensem! Dinlenebilsem… (Başını kaldırır) Bir martıyım ben… Yo, değil… Aktrisim… Öyle değil mi? (Arkadina ile Trigorin’in dışarıda gülüşünü duyar. Silkinir, kulak kesilir. Sol kapıya koşarak anahtar deliğine gözünü yaklaştırır.) O da burada demek… İyi… Tiyatroya inanmıyordu; hayallerimle alay ederdi hep. Ona bakarak ben de inancımı yitirdim; maneviyatım kırıldı… Aşk üzüntüleri, kıskançlık da bir yandan… Yavrum için korkuyordum hep… Miskinleştim, küçüldüm, oyunum manasızlaştı… Sahnede düzgün yürüyemiyordum; ellerimi ne yapacağımı bilemiyor, sesimi idare edemiyordum. İnsan kötü oynadığını hissedince ne acı duyar, bilemezsiniz! Martıyım ben. Yo… Değil de… Şey, siz o sıralar bir martı vurmuştunuz, hatırlar mısınız? Ya!.. Böyle işte… Gelmiş bir adam, durup dururken, laf olsun diye, yok etmiş kuşcağızı… Tam küçük hikâye konusu… Gene de söylemek istediğim bu değildi. Ne diyordum?.. Evet, sahneden bahsediyordum. Şimdi öyle değilim artık: gerçek bir artist oldum. Şevkle, coşkunlukla oynuyorum. Kendimden geçiyorum sahnede… Oyunumu, her şeyimi gerçekten güzel, gerçekten değerli görüyorum artık. Buraya geleli beri her yanı dolaşıyorum. Hem yürüyor hem düşünüyorum; ruhumun günden güne nasıl kuvvetlendiğini duyuyorum. Siz bir şey söyleyeyim mi Kostya, bizim işlerde, sahne olsun, yazı olsun, ün, yaldız, kurduğumuz hayaller değil, sabırlı olmak önemli; buna iyice inandım. Kaderine katlan, inancını yitirme… Şimdi acı duymuyorum artık, ödevimi düşündükçe hayattan korkmuyorum.