Yaşamımız boyunca ekonomik ve yaşamsal fonksiyonların devamı için suya ihtiyaç duyarız. Suyu bir döngü içinde alır ve bir döngü ile geri veririz. Bu döngü esnasında suya karışan fiziksel, kimyasal ve biyolojik maddeler suyun kalitesini bozarak içeriğinin değişmesine sebep olacaktır. Su kaynakların doğal reformunun bozulup kullanımını kötü yönden etkilemesine su kirliliği adı verilir.

Uygarlığın gelişmesi nüfusun fazlalaşması ile doğal kaynaklarımızdan olan suyun kullanımı kötü yönde etkilenip içerisine kirlenmesine neden olacak birçok madde karışmıştır. Sanayileşme ile birlikte su kirliliği gözle görülür derecede artmış ve doğal temizliği kalmamıştır. İnsanların üretimi ve tüketimi arttıkça kirlilik daha da fazla artmıştır. Su kirliliği kullanımı kısıtlayan ve engelleyen kalite değişimlerine denmektedir.

Su Kirliliğine Neden Olan Etkenler

Su kirliliğine neden olan etkenlerin başında sanayileşme gelmektedir ve tüm faktörlerden daha fazla etkilemektedir. Sanayi kuruluşlarının sıvı atıkları ve kimyasalları suya oradan da toprağa ve havaya karışmaktadır. Sanayileşmenin doğa tahribine ve su kirlenmesine etkisi oldukça fazladır. Ev ve iş yerlerimizde kullanılan kimyasal malzemeler, yanmış yağlar ve kontrolsüz atıklar temel oluşturup su kaynaklarını kirleten etkenler arasındadır.

Şehirlerde olan nüfusun artması ile kentsel atıkların fazlalaşması da bir diğer su kirlenmesine etkendir. Bu tarz atıklar arıtılmadan sulara karıştığında su kirlenmesine neden olup hayatımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Su kirliliği yönetmeliğine göre suların kirlenme derecesi sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırma; yüksek kaliteli su, az kirlenmiş su, kirli su ve çok kirlenmiş su şeklinde yapılmaktadır. Bu sınıflandırma genel olarak akarsu kirlenmesine uygun ve akarsu kirlenmesi esas alınarak yapılmıştır. Hava ve toprağın kirlenmesi de suyu dolaylı yoldan kirletmektedir.

Su Kaynakları

Gezegenimizde iki çeşit su kaynağı bulunmaktadır. Yüzey suyu ve yer altı suyu şeklinde kaynaklar ikiye ayrılır. Yüzey suları okyanuslarda, göl ve göletlerde bulunan sulardır. Yüzey sularında birçok bitki ve hayvan barındırmaktadır. Yer altı suları ise dünya yüzeyinin altında yer alır. Nehir ve okyanusları besleyerek aynı zamanda içme sularını oluşturmaktadır. Yüzey sularının kirlenme nedenleri genellikle nokta kirlilik ile kaynaklanır. Yer altı sularının kirlenmesi ise noktasal ve noktasal olmayan kaynak kirliliğinden etkilenmektedir.

Su Kirliliğinin Çevreye Etkisi

Su kirlenmesi yeryüzünde yaşayan tüm canlıları etkilemektedir. Suya muhtaç olan herkes ve her şey su kirlenmesinden etkilenir. Nehirlerde oluşan kirliliklerden dolayı balık avlamak kısıtlanıp yasaklanmıştır. Nehirler su kirliliklerinden dolayı canlı barındırma kapasitelerini yitirmiştir. Kirlenen bölgelerde özellikle sularda oksijen üretimi olmadığından dolayı canlı yaşaması imkansız hale geldiğinden dolayı denizlerde de canlı barınması söz konusu olamaz.

Tarım alanlarında üretimi arttırmak amaçlı kullanılan gübre, böcek ilaçları gibi kimyasallar toprağa karışıp oradan yağmur suları ile birleşerek kirliliğe neden olmaktadır. Dolayısıyla kirliliğin önüne geçmek için bir an önce önlemler almakta fayda vardır. Yaşayan her canlı için suların kirliliği sağlık açısından tehdit oluşturmaktadır. Sular kirletildiği zaman buharlaşan su yağmur olarak geri dönmekte ve bu durumda yer altı kaynaklarının kirlenmesine neden olmaktadır.

Bitki gelişimleri olumsuz etkilenmektedir. Kirli sularda yetişen bitkiler fotosentez yapamaz ve büyüyemez. Doğal olarak ormanların da oluşumu olumsuz etkilenmektedir. Suların kirlenmesi ile canlıların yaşam dengeleri bozulur. Bu kirli sularla birlikte hastalıklar çoğalıp yaşam kalitesi olumsuz yönde etkilenir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl kirli sular yüzünden ölümler artış göstermekte ve ölen kişiler genel olarak 5 yaş altı çocuklardır. Ölüm sebepleri olarak kirli su kaynakları ve temiz suya erişememe gösterilmektedir. Su kaynaklarının kirli olması doğayı canlıları tüm insanları olumsuz etkilemektedir.

Su Kirliliği İçin Alınacak Önlemler

Tehlikeli sınıftaki kirlilikleri önlemek için birçok yasa koyulmuştur. Yapılabilecek en iyi şey ise insanların su kaynakları ile ilgili eğitilmesi, suyun yaşam kaynağı olduğunu bilmek ve kendi sorumluluklarının bilincinde olmaktır. Ülkedeki ekosistemlerin yapısının incelenip iyi bilinmesi gereklidir.

Su kirliliği konusunda alınan önlemlerin farkına varmalı ve konmuş olan yasalara uyulması gereklidir. Uzmanlar tarafından yapılan kirlilik analizleri belirli aralıklarla kamuoyuna duyurulması sağlanmalıdır. Mutlaka tüm sular özellikle içme suları arıtma sistemleri kullanılarak arıtma işlemine tabi tutulmalıdır. Tarımsal amaçlı kullanılan gübre, kimyasal ilaçlar konusunda halk bilinçlendirilmeli ve kullanımla ilgili bilgi verilmelidir.

Erozyonla mücadele konusunda bilgiler, eğitimler verilmeli aynı zamanda erozyon oluşmaması için önlemler alınmalıdır. Evsel kullanımlara özellikle ev hanımları için fazla deterjan kullanımı, evsel yağ atıkları ile ilgili bilinçli kullanım sağlanmalı fazla kullanımın önüne geçilmelidir. Bu gibi malzemeler yerine çevreye ve suya zarar vermeyecek doğal malzemeler kullanılması gereklidir. Sanayi sektöründe olanlar başta olmak üzer su kirliliğini önleme adına bilinçlendirilmelidir.

Radyoaktivite içeren maddeler sulara karıştırılmamalı ve karışması önlenmelidir. Hayvan barınaklarının su kaynaklarından uzak yerlere kurulması sağlanmalıdır. Bu ve benzeri önlemler alınarak su kirlenmesinin önüne geçmek mümkün olabilir. Tüm toplum bilinçlenerek yaşam kaynaklarının temiz ve saf halleriyle tüketilmesi daha sağlıklı olacaktır.