Yunus Emre, Anadolu topraklarında dünyaya gelen Türk İslam kültürünün sentezini en iyi şekilde sunan önemli isimlerdendir. Tasavvuf düşünceleri ve şiirleri, yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da Yunus Emre’ye büyük saygı duyulmakta ve ortaya koyduğu eserler incelenmektedir. Yunus Emre Kimdir? Yunus Emre Tasavvuf Düşünceleri adlı yazımızda, Yunus Emre’nin anlayışı ve düşünceleri hakkında bilgiler sunulmaktadır.

Yunus Emre Kimdir?

Yunus Emre, Anadolu topraklarında yaşam süren ve tasavvufi düşüncelerini insanlara aşılamaya çalışan gönül insanıdır. Halka savaş ve barış dönemlerinde daima motivasyon aşılamış, güzel düşünceleri ile yüreklerinde yer edinmiştir. Adım bastığı her toprakta Allah ve Peygamber sevgisinden bahseder, iyilik ve güzelliklerin insana katacaklarından bahsederdi.

Yunus Emre’nin şiirleri ve tasavvufi düşünceleri, Anadolu coğrafyasında beslenen duygular için güzel örnekler taşımaktadır. Birlik ve beraberlik ortamında yaşamayı, sevgi ve hoşgörünün kişiyi büründürdüğü manevi hissiyatı öğretmeye çalışan Yunus Emre, tüm bunların karşılığını gönüllerde büyük bir yer tutarak almıştır.

Yunus Emre’nin Hayatı

Yunus Emre hakkında en net bilgi veren kaynak Firdevsi’nin kaleme aldığı Vilayetnami-i Hacı Bektaşi Veli eseridir. Yunus Emre’nin hayatı ile ilgili edinilen bilgiler bu eseri kaynak göstermektedir.

Yunus Emre, Eskişehir’e bağlı Sarıköy ilçesinde dünyaya gelmiştir. Ailesi çiftçilik ile geçimini sağlamaktadır. Anadolu’da kıtlığın baş gösterdiği sırada Hacı Bektaş Veli dergahı buğday dağıtarak halka biraz da olsa destek olmaya çalışmaktadır. Yunus Emre’nin yolu dergaha düşer. Niyeti biraz buğday olarak geri dönmektir. Yunus Emre’nin geldiğini duyan Hacı Bektaş, ona haber göndererek “buğday mı ister yoksa erenlerin himmetini mi?” diye sorulmasını ister.

Yunus Emre, bu teklifin ne anlamana geldiğini bilmediği için ret eder. Dergah ona istediği kadar buğdayı verir ve gönderir. Köye doğru yola koyulan Yunus, Hacı Bektaş’ın ne dediğini anlar ve yaptığı hatayı fark eder. Geri dönüp “erenlerin himmetini istediğini.” Söyler ancak “Biz o kilidin anahtarını Tapduk Emre’ye verdik, varsın nasibini ondan alsın” cevabıyla karşılaşır.

Bunun üzerine Tapduk Emre’nin huzuruna çıkan Yunus, onun hizmetinde yer almayı kabul eder ve hiç sesi çıkarmadan uzun yıllar boyunca dergaha odun taşır. Yunus’un bu sabrı ve özverili tavrı, ilmi tedrisi ile birleştikten sonra Anadolu’ya doğru yola koyulur.

Yunus, öğrendiği bilgilere ek olarak edindiği gelenek ve görenekleri de en iyi şekilde taşıyarak nefis terbiyesini ve ilmi diğer topraklara yaymak için harekete geçer. Anadolu’nun birçok noktasında bulunurken Bağdat, Nahcivan, Şam, Azerbaycan, Urum, Şiraz ve Tebriz gibi yerlere de giderek öğrendiklerini anlatmaya çalışır.

Bazı kaynaklar okuma ve yazma bilmediğini, dergahtan öğrendiği saf bilgiler ile bunları ifade ettiğini söylemektedir. Şiirleri hece ve aruz vezni ile kaleme alınmıştır. Şiirlerinde Farsça ve Arapça kelimeler kusursuz şekilde kullanılmış ve anlatılmak istenen her şey açık ve samimi bir dille yazılmıştır.

Yunus Emre’nin şiirlerinde ayet ve hadislere çok sık yer verilmiş, İslam’ın öğütleri yansıtılmaya çalışılmıştır. Şiirlerini dinlemek ve görmek fırsatına erişen kişiler dini öğretilerin de tekrar farkına varmış olurlar. İlk kaynaklara göre 3.000’i aşkın şiiri vardır ancak ona karşı gelen kişiler tarafından ve diğer çeşitli yollar sebebiyle günümüze yaklaşık 1.000 kadar şiiri ulaşabilmiştir. Kendisinin şiirleri ve nasihatleri Risaletü’n Nushiyye adlı kitapta toplanmıştır.

Yunus Emre’nin ölümü ile ilgili net bilgiler bulunmasa da tahmini dönemler hesap edilmektedir. 1240 ile 1320 yılları arasında yani 80 yaşında vefat ettiği düşünülmektedir. Afyon, Aksaray, Eskişehir, Erzurum ve birçok ilde kabir ve türbeleri bulunmaktadır.

Yunus Emre’nin Tasavvufi Düşünceleri

Anadolu’da tasavvuf düşüncelerini belirten birçok değerli isim bulunmuştur. Yunus Emre, tasavvufi düşüncelerini Türkçe ele almış ve adım attığı her toprakta dile getirmiştir. Tasavvufi düşüncelerinin alt yapısı İbn Arabi, Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi önemli kültürlerden gelmesiyle birlikte Türkçe ifade edilmesi onun daha çok anlaşılmasını sağlamıştır.

Yunus Emre, insanın hakikat arayışına sahip olmasını ve bu duygunun harekete geçirilmesini istemektedir. Kişi eğer bu duygu ile hareket ederse öğrenmek için hazır olacaktır. İslam’ı en iyi şekilde anlatmak istemesi onun Vahdet-i Vücud düşüncesini benimsemesini sağlamıştır. Bu düşünceye göre varlığın sadece Allah’a ait olduğunu, geriye kalan herkes ve her şeyin boş olarak bir gün yok olacağını vurgulamaktadır. Kulun kendi farkına varması ve bir gün bu dünyadan göçüp gideceğinin farkına vararak Allah’ın yegane varlığına inanmasını anlatmaktadır.

Şiirlerinde aşk ve sevgi hakimdir. Anlatmak istenen düşünceler tasavvufi anlayış ile yoğrularak şekillendirilmiştir. Kainatın ayrılmaz bir bütün olduğunu ve hiçbir şeyin diğerinden ayrı tutulamayacağını düşünmektedir. Yunus Emre’nin tasavvufi düşünceleri şiirleri açıkça belirtilmektedir. Yorumlayabilen kişi Yunus’u anlamak için bir yola girmiş demektir.

“Evvel kapı şeriat emri nehyi bildirir
Yuya günahlarını her bir Kur’an hecesi”

Yunus Emre kendi ahlak anlayışının kaynağını İslam ve peygamberimiz olarak ifade eder.

 “Sen hak peygambersin seksiz gümansız
Sana uymayanlar gider imansız”

Kişi Müslümanlığa ilk adımlarını Kur’an’da öğrenilen emir ve yasakları benimseyerek atmalıdır. Yanlışlardan uzak bir hayat yaşamak gereklidir. İkinci kaynak ise Peygamber’dir. Peygamber’e uyulması gereklidir. Çünkü o ortaya yeni bir şey koymaz, Kur’an’ı haber veren ve açıklayan kişidir.

 “Ey dostunu düşman tutan
Gıybet yalan söz söyleme
Bunda gammazlık eyleyen
Onda yeri dar olur”

Kişinin İslam’a anlaması ve belirtilenlere uyması gerekir. Sabırlı olmak, yalan söylemek, insanlarla iyi geçinmek, kanaat, gönül kırmamak, yardımseverlik ve cömertlik yapılması gereken olumlu davranışlar olarak belirtilir.

“İkincisi tarikat kulluğa bel bağlaya
Yolu doğru varanı yargılaya hocası”

Kişilerin eğitimleri bir eğitimcinin öğrencisi olarak gerçekleştirmesi ve nefsini terbiye etmesi gereklidir. Bu düşüncelerin önündeki en büyük nefstir. Kişi nefsini manevi eğitimiyle yener.

“Üçüncüsü marifet can gönül gözün açar
Bu mana sarayının Arşa değin yücesi.”

Manevi eğitimini tamamlayan kişinin gönül gözü açılır ve asıl hedef budur. Nefsini eğiten kişi, gönlünü her türlü günahtan ve geçici heveslerden uzaklaştırır. Öfke yerine sevgi barındır. Gönlünde Allah sevgisi bulunan kişilerin kalp gözü açılır. İnsan-ı kamil tam olarak budur.

Yunus Emre Şiirleri

Yunus Emre’nin insan sevgisi ve tasavvufi düşünceleri neredeyse her şiirinde geçmektedir. Anadolu’nun önemli değeri olan Yunus’u anlamak için şiirlerini ve düşüncelerini okumak, dinlemek gerekir. Yunus Emre’nin birkaç şiiri;

Ben Gelmedim Dava İçin

Benim bunda kararım yok, ben bunda gitmeğe geldim
Bezirganem metaım çok, alana satmağa geldim

Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için
Dost’un evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim

Dost esrüğü deliliğim, aşıklar bilim neliğim
Denşürüben ikiliğim, birliğe bitmeğe geldim

Ol hocamdır ben kuluyum, Dost bağçesi bülbülüyüm
Ol hocamın bağçesine, şad olup ötmeğe geldim

Bunda biliş olan canlar, anda bilişirlermiş
Bilişüben Hocamla, halim arzetmeğe geldim

Yunus Emre aşık olmuş, Maşuka derdinden ölmüş
Gerçek erin kapısında, canım arz etmeğe geldim

Bir Kez Gönül Yıktın İse

Bir gez gönül yıktın ise, kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil

Bir gönül yaptın ise, er eteğin tuttun ise
Bir gez hayr ettin ise, birine bin az değil

Erden sana nazar ola, için dışın nur ola
Beli kurtulmuştan ola, şol kişi kim gammaz değil

Er odur alçak dura, ayak odur yola vara
Göz odur ki Hakk’ı göre, gündüz gören göz değil

Yunus Emre’m sözün satar, söze bal ü yağ katar
Altmış bin sarrafa satar, yükü gevherdir koz değil

Elhamdü-Lillah

Hak’tan gelen şerbeti içtik Elhamdü-lillah
Şok kudret denizini geçtik Elhamdü-lillah

Şu karşıki dağları, meşeleri bağları
Sağlık safalık ile, aştık Elhamdü-lillah

Kuru idik yaş olduk, ayak idik baş olduk
Havalandık kuş olduk, uçtuk Elhamdü-lillah

Vardığımız illere, şol sefa gönüllere
Halka Taptuk manisin, saçtık Elhamdü-lillah

Beri gel barışalım, yad isen bilişelim
Atımız eyerlendi, eştik Elhamdü-lillah

İndik Rum’u kışladık, çok hayr ü şer işledik
Üş bahar geldi, geri göçtük Elhamdü-lillah

Dirfilli pınar olduk, irkildik ırmak olduk
Aktık denize daldık, taştık Elhamdü-lillah

Taptuk’un tapusunda, kul olduk kapusunda
Yunus miskin çiğ idik, piştik Elhamdü-lillah

Medet

Ey canıma cananım, ey derdime dermanım
Alemlere sultanım, medet Allah’ım medet

Bu derdim onmaz gibi, Azrail gülmez gibi
Umduğum olmaz gibi, medet Allah’ım medet

Dünyayı baki sandım, gaflet içinde kaldım
Ölüm var imiş bildim, medet Allah’ım medet

Gene zari kılayım, Çalabıma yalvarayım
Allah’a sığınayım, medet Allah’ım medet

Aşık Yunus kıl zari, günahın yuğsun Bari
Göresin Peygamberi, medet Allah’ım medet